Dünya ile ilgili tüm bilgilerimiz bize beş duyumuz aracılığı ile ulaşır. Yani biz gözümüzün gördüğü, elimizin dokunduğu, burnumuzun kokladığı, dilimizin tattığı, kulağımızın duyduğu bir dünyayı tanırız. Ancak bugün birçok bilim dalında yapılan araştırmalar, algılarımızın yalnızca elektrik sinyallerinin beynimizde yarattığı etkiler olduğunu söylemektedir. Buna göre dış dünyadaki insanların, renklerin, sahip olduğumuz her şeyin yalnızca beynimize ulaşan kopyaları ile muhatap oluruz.
Örneğin bir meyveyi düşünelim: Meyvenin tadı, kokusu, görünüşü, sertliği ile ilgili elektrik sinyalleri sinirlerimiz vasıtasıyla beynimize ulaşır ve orada meyveyi oluşturur. Eğer beyne ulaşan sinyallerde bir kesinti olsa, meyveye ilişkin algılar da ortadan kaybolur. Bundan da anlıyoruz ki, bizim meyve olarak algıladığımız şey, aslında beynimize ulaşan algıların bütünüdür. Meyve dışarıda vardır, ancak biz meyvenin dışarıdaki halini hiçbir zaman bilemeyiz. Yani, bu "algılar bütünü"nün dışımızda var olan aslı ile hiçbir şekilde muhatap olamayız. Çünkü hiçbir zaman beynimizin dışına çıkma, bu algılardan başka bir şeyle muhatap olma imkanımız yoktur.
